24. 2014-2016 YÖNETİM DÖNEMİ Başkan Av.Alev Toker
Türkiye Cumhuriyeti'nin bu güne kadar yasalaştırdığı kanunlar ve imzaladığı sözleşmeleri şöyle bir sıralarsak Öncelikle; T.C. Anayasa madde 16.Temel hak ve hürriyetler yabancılar için milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir:1948 tarihli “Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme”,Türkiye’nin 1977 de imzalayarak onayladığı “Vatansızlık hallerinin azaltılması için sözleşme”(1973 Bern ) ,04.04.2013 kabul tarihli 6458 sayılı “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu”, “Geçici Koruma Yönetmeliği”, Türkiye ile Avrupa birliği arasında imzalanan “İzinsiz ikamet eden kişilerin geri kabûlüne ilişkin anlaşma”,1954'te NewYork' ta imzalanan, “Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme” Türkiye tarafından 25.10.2014 tarihinde imzalanarak kabul edilmiştir. Bu sözleşmeye bağlı olarak kabul ve barınma merkezleri ile geri gönderme merkezlerinin kurulması, yönetimi, işletilmesi, işlettirilmesi denetimi Hakkı'nda yönetmeliği yürürlüğe koymuştur. Yukarıda saydığımız yasal çerçeve ile de görüldüğü gibi Türkiye cumhuriyeti göçmenler konusunda yeterli mevzuata sahiptir . Ancak son 50 yılda yurda giren göçmen sayısında çok fazla artış olması fiziki imkansızlıklar nedeniyle zorlanmaktadır. 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşı ve bu savaşa karışan uluslararası güçler nedeniyle, Türkiye'ye bu güne kadar sadece Suriye'den tespit edilebilen resmi rakamlara göre, 2.785.000 civarında göçmen gelmiştir, göçmenlerin %50 si çocuk ve kadınlardan oluşmaktadır. Suriye savaşı sonrası Türkiye hazır olmadığı halde nerede ise bir gecede kapısına yığılan yüzbinlerce göçmeni “insani nedenlerle” sınır kapılarını açarak Türkiye'ye sığınmalarını kabul etmiştir. Bu güne kadar ne Birleşmiş Milletler ne de Avrupa birliğinden herhangi bir yardım görmeden milyarlarca Euro harcayarak devlet ve STK'larla birlikte sağlık, barınma,yiyecek, eğitim gibi giderlerini karşılamaya çalışmıştır. Bu göçmenlerin 282.000’ı kamplarda yaşamakta olup diğer kısmı ise yurdun çeşitli bölgelerinde yaşam savaşı vermektedir. Büyük bir kısmı de çeşitli yollarla Avrupa'ya gitmeye çalışmaktadır. Deniz ve kara yolu ile kötü koşullarda yolculuğa çıkan göçmenler ya Ege Deniz'inde şişme botlarla yaptıkları yolculuklarda Ege Deniz'inin sularına gömülmekte, Yunan Ada'larına ulaşabilenler ise Ada'larda Makedonya, Sırbistan, Almanya sınır kapılarına yığılmakta ve çok büyük zorluklar yaşamaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti imzaladığı anlaşmaların gereğini yerine getirmek için verdiği uğraşılara rağmen ne Birleşmiş Milletler, ne de Avrupa Birliği aynı hassasiyeti göstermemektedir.
Her gün 135 göçmen çocuğun doğduğu göz önüne alınırsa bu yükün ne kadar ağır olduğu ortadadır. Son olarak A.B ile izinsiz ikamet eden kişilerin geri kabul anlaşması imzalanmış olup, bu anlaşma karşılığı, A.B 2018 yılına kadar Türkiye'ye 6 milyar Euro ödeyecek, buna karşılık bire bir göçmen mübadelesi yapılacaktır. Buradaki sorun ise Avrupa birliği kendisine gelen tüm göçmenleri (Afganistan, Pakistan, Irak, Afrika ülkeleri Suriye ) Türkiye'ye iade edecek Buna karşılık A.B bir Suriyeli alacaktır. Ayrıca, Geçici koruma ile gelen, Uluslar arası Koruma Statüsünde olmayanlar sınırdışı edilemezler. Gerektiğinde kişiler İdari Makama başvurabilirler.(02.08.2014 tarih ve 29076 sayılı karar)
Sonuç olarak;
Süriye’den olan göçler maalesef yüzyılımızın en büyük göçüdür.Türkiye’nin hiç şüphesiz, insan yapısı nedeni ile, komşusunun mağduriyetine dayanamayacak bir durumda geleneksel aile bağları da vardır.Türkiye büyük yükümlülük altındadır. Etnik ve mezhebe dayanan Süriye’lileri kabul etmek ve barındırmak yükümlülüğünü insanı görev olarak görmektedir.
Bu büyük göç ile karşı karşıya kalan Türkiye maddi, manevi olarak hazırlıksız yakalanmıştır. Ancak, gereğini Yasalarımız, Uluslar arası Hukuk Standartlarına, Avrupa Konseyi tavsiye kararlarına uygun olarak düzenlenmiştir. Türkiye bu konuda yükümlülüğünü taraf olarak yerine getirmiştir.
Birçok anlaşmaya taraf olmakla, iç hukukunda da yerine getirmiştir. İş sadece yasal değildir. Maddi, ekonomik ve Uluslar arası siyasettir. Maalesef maddi imkansızlıklarla, uluslar arası siyaset arasında sıkışan da ezilen de İNSANLIKTIR.