24. 2014-2016 YÖNETİM DÖNEMİ Başkan Av.Alev Toker
Sonuç olarak;
1. Evlilikten önce mirastan feragat sözleşmesi yapılıp yapılmayacağı hakkında iki farklı görüş bulunmaktadır. Bir görüşe göre “Kimse medeni haklardan ve onları kullanmaktan kısmen olsun önceden feragat edemez.” prensibi çerçevesinde mirasçı, miras hakkından hak doğmadan önce feragat edemez. Evlenmeden önce eş adayları mirastan feragat sözleşmesi yapamazlar. Mirastan feragat sözleşmesinin nişanlılık halinde yapılması durumunda doğmamış, kazanılmamış bir haktan vazgeçme söz konusu olmaktadır. Mirastan feragat sözleşmesine ilişkin bu konuda bir kararın henüz mevcut olmamasına rağmen Yargıtay uygulaması genel olarak doğmamış haktan feragati kabul etmediği için nişanlılık aşamasında yapılmış bir feragat sözleşmesini geçerli saymayacağı düşünülmektedir.
Yukarıda belirtilen görüşe karşıt görüş ise; mirastan feragat sözleşmesinin feragat eden tarafını sözleşmenin kurulması esnasında miras bırakana kanuni mirasçı olması kuvvetle muhtemel olan nişanlıların da oluşturabileceği yönündedir.
2. İkinci evliliklerini yapanlar, önceki evliliklerinden olan çocuklarının haklarını mümkün olduğu ölçüde korumak istemektedirler. Evlilikte mal ayrılığı rejimi seçilirse bu durum kısmen sağlanır. Ancak önceki evliliklerden olan çocukların miras paylarının korunabilmesi için evlenmeden önce, mal rejimi sözleşmesiyle birlikte ya da ondan ayrı olarak mirastan feragat sözleşmesine de imkan tanımak gereklidir.
3. Fakat bu durum kanunda açıkça düzenlenmemiş olduğundan uygulamada bir birlik olmadığı, bazı noterler tarafından evlilik öncesinde mirastan feragat sözleşmesi düzenlenmesi kabul edilirken, diğer bazılarınca bundan kaçınıldığı görülmektedir. Nişanlılar arasında mirastan feragat sözleşmesi yapmayı reddeden noterler, evlilik öncesi bir mirastan feragat sözleşmesi düzenlendiği taktirde, mirasçıların buna güveneceği ve fakat mirasçılık sıfatı oluşmadan yapılan bir sözleşmenin geçersiz sayılması ihtimalinde mirasçıların hak kaybına uğrayacağı ve bunun sonucunda noterlerin sorumluluğunun gündeme gelebileceği düşüncesiyle hareket etmektedir.
4. Oysa ilgililer mal rejimi sözleşmesi ve mirastan feragat sözleşmesi yapılmasını talep ettiklerinde, doğru yönlendirmeleri ve bütün noterlerin aynı yönde hareket etmeleri gerekmektedir.
5. 2012 yılında Noterler Birliği Araştırma ve Geliştirme Komisyonu “Mal Rejimi Sözleşmeleri ve Mirasçılık Payına Etkileri” konulu çalışma yapmıştır. Ayrıca mesleki araştırma ve dokümantasyon açısından İstanbul Noter Odası çalışmalar yapmışlar ve üyelerine sirküle etmişlerdir.
6. Toplantı günü bütün katılımcılara “Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesinde mirasın nasıl beyan edileceği” hakkında İstanbul Gelir Dairesi İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğünün 22.05.2013 tarihli görüş ve açıklamasını dağıtmışlardır.
7. Konuşmalarından elde edinilen kanaate göre, tamamı hukukçu olan katılımcıların, mal rejimleri tasfiyesine ilişkin uygulamada henüz tam bir birlik olmadığından sorunlar olduğu ve çok ayrıntılı bir tasfiye gerektiren edinilmiş mallara katılma rejiminde, mal rejimi tasfiyesinin gerek ölüm halinde ve gerekse boşanma nedeniyle tasfiyesinde halen sorunlar olduğu ve toplumda bu konuda tam olarak bilgi sahibi olunamadığı kanaatinde oldukları ortaya çıkmıştır.
8. Eşlerin vefatında öncelikle mal rejimi tasfiyesinin ve daha sonra da oluşacak terekenin tasfiyesi işleminin toplumda henüz tam olarak algılanıp uygulanmadığı da uygulama sorunlarının anlatılmasından tespit edilmiştir. Mal rejimi tasfiyelerinin henüz tam algılanmaması ve bilhassa ölüm anında eş ve mirasçı sıfatını taşıyan kişilerin gerek katılma alacağın ve gerekse terekesinin tespitinde sorunlar olduğu tespit edilmiştir.
Neticeten;
· Kanunumuzun daha yalın daha net anlaşılabilir, bir ifadelendirilmeye ihtiyacı vardır. Biz hukukçular maddeleri zor yorumluyorsak, halk bunu anlamakta çok daha büyük zorluk çekecektir.
· İkinci evliliklerde önceki evliliklerden olan çocukların korunmasının sağlanması için mirastan feragat sözleşmesinin düzenlenme zamanına ilişkin oluşacak bir Yargıtay kararı herkes bakımından yol gösterici olacaktır.
· Mal rejimi sözleşmesi yapmak isteyen taraflar kendilerine ait bir takım ekonomik değerleri korumak istediklerinden, halkın zarar görmemesi ve mesleklerini yapan hukukçular arasında uygulamada birlik olması için konunun üzerinde hassasiyetle duruyoruz.